COVID-19 İle Değişecek ABD, ÇİN Politikası ve Küresel Denge Senaryosu

COVID-19 İle Değişecek ABD, ÇİN Politikası ve Küresel Denge Senaryosu Nasıl olacak, korona virüsü bir oyun mu? corona virüs sonrası dünya düzeni nasıl olacak.

COVID-19 İle Değişecek ABD, ÇİN Politikası ve Küresel Denge Senaryosu

Son zamanlarda COVID-19 salgını küresel bir sağlık krizi olarak başladı, Tüm dünyadaki yaşam alanlarına tamamen yayıldı ve etkilenmeye devam ediyor.  

Kriz tüm dünyadaki ekonomileri doğrudan etkiledi. Bazı analistler, COVID-19 salgınının küresel ekonomi üzerindeki etkisinin, 1930'ların Büyük Buhranının etkisinden daha derin ve daha yaygın olabileceğini savunuyorlar.  

Tüm küresel ekonomik krizler gibi COVID-19 krizinin de küresel güç yapılandırması üzerinde önemli bir etkisi olacaktır. Son krizin doğrudan ve dolaylı sonuçları nedeniyle yeni bir uluslararası sistem ortaya çıkabilir veya mevcut sistem tamamen revize edilebilir. 

Uluslararası ilişkiler âlimleri, COVID-19 sonrası dönemde dünya siyaseti hakkındaki değerlendirmelerini ve tahminlerini yapıyorlar. Mevcut krizin dünya siyasetinin şeklini nasıl etkileyeceğine dair alternatif senaryolar ve projeksiyonlar var.  

Bazı analistler krizin Batı'dan Asya'ya güç geçişini hızlandıracağını savunuyorlar. COVID-19 sonrası dönem Çin merkezli bir dünya düzeni ve Çin merkezli küreselleşmenin başlangıcı olabilir. Diğerleri, baskın faktör olan ABD'nin Çin ile ilgili politikasını değiştireceğini, dünyanın bazı bölgelerindeki küresel katılımını azaltacağını ve kaynaklarını Çin'i dengelemek için daha etkin kullanacağını savunuyor.  

ABD'nin stratejik ıslahı Amerika'nın küresel rolünü azaltabilir. Böyle bir senaryo, elektrik süpürgeleri ve rekabet ve kaos bölgeleri oluşturabilir.

Bazı analistler, tüm dünyada daha hassas bir güç dengesi ve daha dinamik diplomasi oyunları olacağını savunuyorlar.  

Bölgesel güçler bu yeni güç sisteminde daha önemli roller oynayabilir. Bazı bölgesel gerilimleri ve sınırlı vekil savaşlarını tetikleyebilecek dinamik ittifaklar ve karşı ittifaklar olabilir. Böyle bir senaryo, son on yılda uluslararası ilişkilerde yaşadığımız gerçeklikten çok farklı değil.  

Küresel meseleler koordinasyon içinde çözülemezse Savaşlar Çıkabilir 

Kötümserler, önemli küresel güçler arasındaki dayanışma ve işbirliği eksikliği nedeniyle mevcut krizin ve diğer küresel sorunların derinleşeceğini savunuyorlar. Küresel meseleler koordinasyon içinde çözülemezse, dünyanın daha geniş bir siyasi krize, hatta yeni bir küresel savaşa sürüklenebileceğini söylüyorlar. Diğer yandan iyimserler, insanlığın hala bu kadar yaygın bir acil durum karşısında dayanışma gösterebileceğini savunuyor. Paylaşılan insan çıkarları ve insanın hayatta kalma çabası, hükümetleri ortak gündemler üzerinde işbirliği yapmaya ve çalışmaya itebilir. 

Uluslararası ilişkilerdeki tüm düşünce okulları COVID-19 krizinin olası sonuçlarını kavramsal çerçevelerine, teorik ve analitik araçlarına göre değerlendirdi. Bu nedenle alternatif aktörlerin bugünkü olayları nasıl yorumladıkları ve projeksiyonlarının neden farklı olduğu konusunda önemli bir farklılık var. Bununla birlikte, çeşitli okullar arasında belirli fikir birlikleri vardır. Çoğu analist, Asya ve Çin'in uluslararası politikada (olumlu ya da olumsuz) daha önemli bir rol oynayacağını tahmin ediyor. 

COVID-19 Krizinde Bazı Devletlerin İç Politikaları Yeniden Şekillenecek 

Devletler, ekonomi ve politikanın birçok alanında daha merkezi bir role sahip olacaklar. Devletin gücü ve kurumsal kapasitesi yeni dönemde önemli bir varlık olacaktır. COVID-19 krizindeki iktidarsızlıkları nedeniyle bölgesel ve uluslararası kuruluşlar hakkında şüphecilik artmaktadır. Çoğu analistin tartıştığı bir diğer nokta, krizin birçok ülkenin iç politikasını şekillendirmede de önemli bir etkisi olacağıdır. 2007-2008 mali krizi tüm dünyada sağ ve solcu popülist partilerin güçlenmesine yol açtı. Mevcut kriz iyi performans göstermeleri durumunda otoriter devletleri daha da güçlendirebilir. Liberal değerler ve kurumlar da önümüzdeki yıllarda çözülebilir. Liberalizm, uluslararası kurumlar, sivil toplum ve çok uluslu şirketler muhtemelen COVID-19 sonrası dönemde kaybedenler olacaktır. Mevcut kriz iyi performans göstermeleri durumunda otoriter devletleri daha da güçlendirebilir. Liberal değerler ve kurumlar da önümüzdeki yıllarda çözülebilir.  

Çok Uluslu Şirketler COVID-19 Sonrası Dönemde Kaybedenler Olacaktır. 

Liberalizm, uluslararası kurumlar, sivil toplum ve çok uluslu şirketler muhtemelen COVID-19 sonrası dönemde kaybedenler olacaktır. Mevcut kriz iyi performans göstermeleri durumunda otoriter devletleri daha da güçlendirebilir. Liberal değerler ve kurumlar da önümüzdeki yıllarda çözülebilir. Liberalizm, uluslararası kurumlar, sivil toplum ve çok uluslu şirketler muhtemelen COVID-19 sonrası dönemde kaybedenler olacaktır. 

COVID-19 sonrası dünyanın daha Asya merkezli olacağına dair bir fikir birliği var. Çin, daha yapıcı veya daha istikrarsızlaşan daha büyük bir merkezi rol oynayacak. Bu, pandeminin tam hasar raporunun hesaplanmasına bağlı olacaktır. Çin, ABD ile ilişkilerinde daha yapıcı bir yaklaşımı tercih etti çünkü Amerikan ve Batı pazarları Çin üretimi ve ihracatı için çok önemliydi. Bu bağımlılık Çin'in Batılı muadilleriyle ilişkisini denetledi. Üretim ve tedarik hatları yavaş yavaş ABD'ye veya diğer Çin alternatiflerine geri dönerse bu durum değişebilir. Gerilimleri yatıştıran simbiyotik ilişkiler, gerilimleri artırarak ve ABD, Avrupa ve Çin arasındaki rekabeti artırarak dönüştürülebilir. Bu olumsuz senaryoya göre, nihayetinde kendilerini adapte etmeden önceki erken aşamalarda, tüm aktörler kaybedebilir. Böyle bir senaryo, küresel olarak rekabet eden Amerikan ve Avrupa şirketlerine de zarar verebilir. 

Alternatif senaryo, Çin'in imalat ve ticaretin restorasyonu ile COVID-19'un etkilerinden hızla normalleşmesidir. Böyle bir senaryo, diğer uluslararası aktörlerin toparlanma çabalarına yardımcı olmak için kullanabileceği Çin'e büyük bir küresel rekabet avantajı sağlayabilir. Bir bakıma bu, Çin üzerinde daha yapıcı ve daha sürdürülebilir bir siyasi ve kültürel etkiye sahip olabilecek yeni bir “Marshall Planı” olabilir. Çin, bunun karşılığında, ürettiği ürünler ve teknolojik ürünler için açık ticaret rejiminin sürdürülmesini bekleyecek. Çin'in böyle bir rolü oynamaya ne kadar istekli ve hazır olduğu ya da bu sürecin nasıl yönetileceği 2020 YILINDA ele alınması gereken kritik sorular. Her halükarda, alışkın olduğumuz uluslararası düzen 2020 YILINDA veya yıllarda değişmeye mahkumdur.